Bilime Tepki

Bilimin değeri üzerinde eskiden beri sürüp gelen fikir ayrılıkları günümüzde daha da derinleşmiş görünmektedir. Bir uçta, bilimi, bilgiye giden tek yol, yaşamın en güvenilir rehberi sayanlar, öbür uçta, tam tersine, bilimden korkan, kuşkulanan, onun değersiz veya zararlı sayanlar yer almaktadır. Bu sonunculara göre bilim daima yüzeyde kalan, kişinin ve toplumun sorunlarına inemeyen, çok kere yanlış ve bazen tehlikeli bilgiler üreten, yaşamaya birçok kolaylıklar getirirken, insanlığın felaketini de hazırlayan bir araştırma tekniğinden başka bir şey değildir.

Doğa bilimlerinin entelektüel ve moral değeri üzerindeki kuşku ve kaygılar yeni değildir. Socrates’den beri giderek büyüyen bir tepki karşısında olduğumuz yadsınamaz. Tepkinin din, metafizik, tutuculuk, geleneksel ahlak anlayışı, yer yer sanat ve edebiyat çalışmaları gibi çeşitli kaynaklara dayandığı görülmektedir. Galileo, Darwin, Freud gibi bilim adamlarına din ve ahlak adına gösterilen tepkiler çoğumuzun belleğinde canlı örnekler olarak yer eden olaylardan birkaçıdır.

Tarih boyunca bilime yöneltilen suçlamaları şu dört noktada toplayabiliriz:

  • Bilimin teknolojideki uygulamalarının yol açtığı endüstriyel düzende, insanlığın yüzyılların derinliğinden gelen entelektüel, moral ve sanat değerleri hızla kaybolmakta, yerlerine köksüz, çok kere anlamsız ve geçici bir takım davranış, düşünme ve duyuş biçimleri geçmektedir.
  • Bilim, insanların daha rahat ve güvenli yaşaması için bir çok kolaylıklar sağlamak yanında toptan yok olma gibi bir sonucun tehlikesini de getirmiştir.
  • Bilim materyalisttir, hiç değilse materyalist bir dünya görüşüne yol açacak niteliktedir. Bilimde evreni ve evrendeki düzeni Tanrısal bir kuvvetle değil, nedeni gene doğada olan mekanik kuvvetle açıklama yoluna gidilir. Bu ise, ruhun evren içindeki yerini, dolayısıyla Tanrıyı yansıtan insan varlığının önemini yadsımak demektir.
  • Bilimsel betimleme ve açıklamaya konu olgular çoğu kez ya yaşantımızın dışında kalan ya da yaşantımızın sadece herkese açık, nesnel ve genel yanlarını kapsayan olgulardır. Bu nedenlerle yaşantımızın asıl sıcak ve canlı içeriğini oluşturan öznel, bireysel, ilgi ve değer yargılarımıza bağlı olgular ise bilim dışı kalmaktadır, dolayısıyla insan kendini olanağını kaybetmekte, kendi gerçeğine yabancılaşmaktadır.

…bilgelik (hikmet)’le birleşmeyen kudret tehlikelidir ve çağımız için gerekli olan şey de bilgeden çok bilgeliktir. Bilgelikle birleştiğinde bilimin sağladığı kudret tüm insanlığa büyük ölçüde refah ve mutluluk getirebilir; tek başına yalnız yıkıntıya yol açabilir.

                                                                                                                             Russell

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !